| Tarih: Bilmem kaçıncı zaman, kaçıncı mekan... Zaman: ben unuttum zamanı, sadece nefese endeksliyim. Yer: ha yukarısı ha aşağısı...ya iblislerle toprağın dibinde, ya da Zeus’un ihtişamlı sofrasında şarap keyfinde... Bitmek tükenmek bilmez o merdivenler. Hep nefret ederdim, ama artık seviyorum. Evet. Komik değil mi? Merdivenleri seviyorum artık. Metropolde yaşayabildiğim anlar; merdivenler. Soluksuz kaldığım anlar, nabzımın 200’ü aştığı anlar o anlar. Sanki ölecekmişim ve yer çekimine karşı koyamadan her an yığılacakmışım gibi gelen o anlar. Bak yine merdivenlerden çıkıyorum... 2 ya da 3 basamak... ama daha fazla değil... ne 1 ne de 4... muhteşem bir esinti var... iliklerimi titretiyor hafif... yok... hava soğuk değil... yeni sonbahar... Basamakları çıkarken, sol elimde, yağan çiğden kayganlaşmış merdiven kenarlıklarının ürpertisi sürüyor. Hatta geçmek bilmiyor. Üzerimdeki poların bile nemini hissedebiliyorum... böyle ıslak, ama değil. Yapışkan, ama değil. Son basamağı çıkarken sol omzumdan bakıyorum ardıma. Tam hayal ettiğim gibi; alabildiğine kumsal, alabildiğine okyanus... huzur.. Gecenin ağırlığında boğuluyor gibiyim, gözlerim şişmiş. Açamıyorum. Hem açmak istiyorum aslında, rüya olmadığına inanmak için. Hem de istemiyorum; yaşamak için... tekrar ve tekrar... Bir kırmızılık, mavilik, menekşe... bürüyor gözlerimi o ufacık dünyada. Anla işte sabah bile olmamış aslında. Farkettin mi? Her taraf mis gibi kokuyor. Leylak... yok yok... melisa... hayır olamaz... bunların hiçbiri değil... biliyorum. Bu... bu... orkide... hatırlıyor musun? Tutkularım ve arzularım... ben, ahşap ve ufak camlı kapıdan geçerken ruhumu alırcasına sert bir rüzgarla geçiyor içimden. sorma... hiç sorma... hala sen bul istiyorum, sen keşfet... sen um... sen bul... İçerisi hala serin. Şömine yanıyordu halbuki! Öyle hatırlıyorum. Ben yine merdiven basamaklarında... Burda... Azrail’le hesaplaşıyorum. Galiba artık beni seviyor. Azrail; Hatta kıskanıyor belki de... Bir yerlerde okumuştum, Azrail acı çektirmeyi, aşkı yaşayamadığı için seviyormuş. O an nefesini durduran özlemlerini, umutlarını, hasretlerini, sevgilerini, aşklarını... Her birini yaşayabiliyormuş.Senin kadar. “Keşke” diyormuş, “ah keşke!”. Yazık! Can alırken asıl o acı çekiyor, melek olduğundan şanslı gerçi! Ha sol ha sağ omuzda ne fark eder, melek işte... Artık Cennet'in kapısındayım.. |









--
roll the window down
this cool night air is curious
let the whole world look in
who cares who sees anything?
--
roll the window down
this cool night air is curious
let the whole world look in
who cares who sees anything?
--
roll the window down
this cool night air is curious
let the whole world look in
who cares who sees anything?
--
--
Looking for my dream!
--
Looking for my dream!
Previous Page12Next Page